Miras kalan malların paylaşımı veya ortak bir mülkün satışı söz konusu olduğunda, hissedarlar arasında uzlaşma sağlanamaması durumunda başvurulan yasal yol ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasıdır. Ancak bu süreçte tarafların en çok merak ettiği konuların başında hukuki sürecin maliyeti ve özellikle avukatlık ücretleri gelmektedir.
Ortaklığın giderilmesi davaları, diğer dava türlerinden farklı olarak “çift taraflı” bir yapıya sahiptir. Yani davanın sonunda sadece davacı değil, tüm paydaşlar mülkiyetin sonlanmasından fayda sağlar. Bu özel durum, hem mahkeme masraflarının hem de avukatlık ücretlerinin hesaplanmasında farklı kuralların uygulanmasına neden olur.
Bu yazımızda; ortaklığın giderilmesi davasında avukatlık ücretinin nasıl belirlendiğini, özel vekalet ücreti, ilam vekalet ücreti ve satış vekalet ücreti arasındaki farkları ve yüzdelik ücret sözleşmesinin yasal sınırlarını detaylandıracağız. Ayrıca yazımızın sonunda, muhataplarına faydalı olacağını düşündüğümüz iki farklı (Yüzdelik ve maktu) avukatlık ücret sözleşmesi örneğini bulabilirsiniz.
📚 Faydalı Kaynak: Ortaklığın giderilmesi dava süreci ve masrafları hakkında ayrıntılı bilgi almak için Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası yazımızı inceleyebilirsiniz. Ortaklığın giderilmesi davası satış süreci ve masrafları konusunda ayrıntılı bilgi almak için ise Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davası Satış Memurluğu Süreci yazımızı inceleyebilirsiniz.
🔎 Ortaklığın Giderilmesi Davasında Avukatlık Ücreti Türleri Nelerdir?
Ortaklığın giderilmesi davası kendine özgü özellikleri olan bir dava olduğu için bazen vatandaşlar tarafından bazen de avukat meslektaşlarımız tarafından avukatlık ücreti konusunda soru işaretleri oluşabilmektedir. Bu davada üç farklı Avukatlık Ücreti bulunmaktadır.
1. Akdi vekalet ücreti (Özel avukatlık ücreti)
Avukatlık ücreti denildiğinde ilk akla gelmesi gereken ücret, akdi vekalet ücretidir. Nitekim Avukat, vekil edenin hukuki bir işini yapması karşılığında davayı kazansa da kaybetse de bir ücrete hak kazanacaktır. Avukatın ücreti sonuca bağlı değildir. Bu avukatlık ücreti davanın başında nakit veya vadeli ödeme şeklinde maktu (sabit) olarak kararlaştırılabilir. Ayrıca davanın sonunda satıştan hissedara düşecek bedel üzerinden yüzdelik ücret sözleşmesi şeklinde de yapılabilir.
Bu avukatlık ücretinden sorumlu olan kişiler vekil eden yani Avukata vekalet vererek özel avukat tutan kişilerdir. Akdi vekalet ücreti dava sonunda hissedarlara paylaştırılmaz. Bu nedenle yükü azaltmak adına birden çok hissedar bir araya gelerek tek bir avukata vekaletname verebilir ve avukatlık ücretini birlikte ödeyebilirler. En çok uyuşmazlık bu ücret konusunda ortaya çıktığı için konuyu aşağıda ayrı bir başlıkta inceleyeceğiz.
2. İlam vekalet ücreti (Yargılama gideri sayılan karşı vekalet ücreti)
İzale-i şüyu davasında karşı vekalet ücreti veya ilam vekalet ücreti Avukatın hak ettiği bir diğer Avukatlık ücretidir. İlam vekaleti ücreti özetle; -normal şartlarda- kısmen veya tamamen haksız çıkan tarafın diğer taraf vekiline ödemek zorunda olduğu avukatlık ücretini ifade eder. Ancak ortaklığın giderilmesi davasının kendine has özelliği gereği davanın kabulü halinde hem davacı vekili hem de davalı vekili lehine ilam vekalet ücretine hükmedilir. Hatta birden fazla davalı olduğunda bu davalılar kendilerini farklı vekille temsil ediyorsalar bu durumda her vekil için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilir.
- İlam vekalet ücretinden tüm hissedarlar payları oranında sorumludur. Satış memurluğundaki paraların paylaştırılması aşamasında, satış memuru, hissedarların payı oranında kesinti yaparak bu avukatlık ücretini ilgili avukata ya da avukatlara öder.
- İlam vekalet ücreti (Karşı vekalet ücreti) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi ve taksim davaları ücreti” satırında maktu olarak belirlenmiştir. Başka bir deyişle ortaklığın giderilmesi davası ilam vekalet ücreti nispi değil maktu olarak belirlenmektedir.
- İlam vekalet ücreti her zaman hak kazanılabilen bir ücret olmadığı için Avukatın sadece bu ücret üzerinden iş alması hem yasal olarak hem de etik olarak doğru değildir.
- Ortaklığın giderilmesi davasında dava süreci ve satış memurluğu süreci bir bütün olarak değerlendirildiği için ortaklığın giderilmesi davasındaki ilam vekalet ücreti ayrı bir icra takibine konu edilemez (Yargıtay 12. H.D. 22.2.1977 Tarih, 1436 Esas ve 1874 Karar). Dava kesinleştikten sonra yürütülen satış memurluğu sürecinde paraların paylaştırılması aşamasında satış memuru tarafından resen dikkate alınır ve ilgili avukata ödenir.
- Paraların paylaştırılması aşamasında Avukatın yazılı bir dilekçe ile hesap numarasını satış memuruna bildirmesi yeterlidir. Böyle bir başvuru yoksa satış memuru avukatın UYAP sisteminde kayıtlı olan hesabına ödeme yapacaktır.
3. Satış vekalet ücreti (İcra/Satış memurluğu)
Satış vekalet ücreti ortaklığın giderilmesi davasına has bir avukatlık ücretidir. Satış memurluğu sürecinde kendisini vekille temsil ettiren hissedarlar lehine tahakkuk eder ve bu kişilerin Avukatına ödenir.
- Satış vekalet ücretinden tüm hissedarlar payları oranında sorumludur. Satış memurluğundaki paraların paylaştırılması aşamasında, satış memuru, hissedarların payı oranında kesinti yaparak bu avukatlık ücretini ilgili avukata ya da avukatlara öder.
- İzale-i şüyu davası satış vekalet ücreti Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin takibi için ödenecek ücret” satırında maktu olarak belirlenmiştir. Başka bir deyişle ortaklığın giderilmesi davası satış vekalet ücreti nispi değil maktu olarak belirlenmektedir.
- Vekilin bu ücrete hak kazanması için davacı veya davalı olması önemli değildir. Farklı hissedarlardan farklı vekille temsil edilen her biri lehine ayrı ayrı satış vekalet ücreti hükmedilir.
- Paraların paylaştırılması aşamasında satış memuru tarafından resen dikkate alınır ve ilgili avukata ödenir.
- Paraların paylaştırılması aşamasında Avukatın yazılı bir dilekçe ile hesap numarasını satış memuruna bildirmesi yeterlidir. Böyle bir başvuru yoksa satış memuru avukatın UYAP sisteminde kayıtlı olan hesabına ödeme yapacaktır.
✍🏼 Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davasında Özel Avukatlık Ücreti (Akdi Vekalet Ücreti)
Ortaklığın Giderilmesi davasında ilam vekalet ücreti ve satış vekalet ücreti maktu olarak mahkemece ve satış memurluğunca belirlendiği ve hissedarlara ödeme yapılmadan önce onların paylarından kesilerek doğrudan avukata ödendiği için pek fazla sorun yaşanmaz. Bu konulardaki sorun genellikle dava devam ederken sulh, feragat veya azil gibi durumların yaşanması halinde ortaya çıkar.
Özel Avukatlık ücreti konusunda ise birçok soru akla gelmektedir. Özellikle akdi vekalet ücreti için yazılı sözleşme olmaması gibi durumlarda birçok sorun yaşandığı için bu konuyu ayrı bir başlıkta incelemeyi daha doğru bulduk. Bu kapsamda Avukat meslektaşlarımızın veya müvekkillerin bu konuda sıkça karşılaştığı sorunları her iki taraf açısından da değerlendirmeye çalışacağız.
1. Ortaklığın giderilmesi (İzale-i Şüyu) davasında avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Her davada olduğu gibi Avukatın ücret belirlerken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki asgari ücretlere dikkat etmesi gerekir. Bu tarifenin altında ücret kararlaştırılamaz. Bu tarifeye göre Ortaklığın Giderilmesi davasında avukatlık ücreti davanın başında peşin veya vadeli şekilde maktu (sabit) bir ücret olarak veya satış sonrasında hissedarın payına düşen kısma göre yüzdelik ücret sözleşmesi şeklinde kararlaştırılabilir.
Alt sınır: Maktu (sabit) bir avukatlık ücreti belirlenirken Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre bir alt sınır vardır ancak üst sınır yoktur. Alt sınıra uymak şartıyla her avukat davanın kapsamına göre ve bu davaya harcayacağı kendi emek ve mesaisine göre bir ücret belirler. Bu ücret davanın başında peşin olarak ödenebileceği gibi taksitli bir şekilde belirli bir vadede de ödenebilir. Bu tamamen tarafların çalışma şekline ve anlaşmalarına bağlıdır.
Üst sınır: Yüzdelik ücret sözleşmesi belirlenirken de aynı kriterler geçerlidir. Ancak yüzdelik ücret sözleşmesinde maktu ücretten farklı olarak üst sınır bulunmaktadır; Yüzdelik Ücret sözleşmesinde Avukatlık Kanunu 164/2 maddesi uyarınca en fazla % 25 oranında anlaşma yapılabilir.
2. Özel avukatlık ücretini kim öder?
Özel avukat tutan kişilerin Avukatlarına ödedikleri veya ödeyecekleri bedele akdi (sözleşmesel) Avukatlık ücreti denir. Bu ücretten özel avukat tutan hissedar veya hissedarlar sorumludur; Tüm hissedarlara paylaştırılmaz. Avukata ödenen bu ücret, kural olarak dava olumlu da sonuçlansa olumsuz da sonuçlansa karşı taraftan iade alınamaz.
3. Avukatlık ücreti için sözleşme yapılması zorunlu mudur?
Türk Borçlar Kanunu’nda ve diğer yasal mevzuatta yazılı şekilde yapılması gereken sözleşmeler açıkça belirtilmiştir. Bu şekilde bir düzenleme olmadığı sürece sözleşmelerin sözlü olarak yapılması da hukukumuzda geçerli olarak kabul edilmektedir. Avukatlık ücret sözleşmesi de yazılı olarak yapılması zorunlu olmayan bir sözleşmedir. Bu nedenle taraflar yazılı bir sözleşme yapmadan Avukata vekaletname verdiklerinde ve Avukat, vekil edenler adına bir takım hukuki işlemler yaptığında ücrete hak kazanacaktır. Ancak yazılı sözleşme olmadığında ücret konusunda ihtilaf çıkma ihtimali de kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle mümkün olduğunca yazılı ücret sözleşmesi yapılmasını tavsiye etmekteyiz.
4. Yüzdelik ücret sözleşmesi yapılabilir mi?
Avukatlık ücretinin satış sonrasında vekil eden hissedarın payına düşecek bedel üzerinden belirli bir yüzde olarak belirlenmesi hukuken geçerli bir sözleşmedir. Bu sözleşme yapılırken Yüzdelik ücret sözleşmesinin yazılı olmasına ve yüzdelik kısımların Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki sınırlara uygun olmasına dikkat edilmelidir.
Bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.06.2023 tarih, 2022/5823 Esas ve 2023/1777 Karar sayılı kararında: “Davacı avukat ile vasi ve davalılar murisi arasında 16.01.2015 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin düzenlendiği, davaların veya icra dosyalarının sonuçlandığı tarih itibariyle gayrimenkullerin rayiç bedeli veya dava dosya sonucunun ulaştığı meblağ üzerinden KDV hariç % 15’inin avukata vekalet ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davacı avukatın davayı takip ettiği sırada haksız olarak azledildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak izale-i şüyu davalarında avukat ancak tarifeye göre maktu vekalet ücreti isteme hakkına sahip ise de, taraflar arasında Avukatlık Kanunu hükümlerine uygun ücret konusunda yazılı sözleşme bulunması halinde sözleşmedeki düzenlemeye itibar edilmesi zorunludur. Bu itibarla imzası davalı tarafça inkâr edilmeyen yazılı sözleşmede yer alan düzenlemelerin davalıyı bağlayacağı kabul edilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun olup taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre de hesaplama yapılmış olduğundan davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.” Denilmektedir.
5. Avukatlık ücret sözleşmesi yoksa avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Avukat ve müvekkil arasında ücret konusunda ihtilaf yaşanırsa öncelikle sözleşme hükümlerine bakılır. Yazılı bir sözleşme yoksa, bu durumda maktu ücret ödenmesi gerekir. Şöyle ki, ortaklığın giderilmesi davası değeri para ile ölçülemeyen dava ve iş olarak kabul edilir ve bu nedenle Avukat, kararın verildiği tarihteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki maktu ücrete hak kazanır.
Nitekim bu konuda Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarih, 2020/7166 Esas ve 2020/5971 Karar sayılı kararında: “1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. Maddesinin dördüncü fıkrasında “Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde, değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarının incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilamın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir. Değeri para ile ölçülemeyen dava ve işlerde ise avukatlık asgari ücret tarifesi uygulanır.” hükmü düzenlenmiştir. Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda ortaklar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, taraflar arasında ayrıca yapılmış bir avukatlık ücret sözleşmesi de bulunmuyorsa, kararın verildiği tarihteki Avukatlık Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca maktu vekalet ücreti takdiri gerekir.” Denilmiştir.
6. Davadan feragat halinde akdi vekalet (özel avukatlık) ücreti nasıl belirlenir?
Davadan feragat edilmesi durumunda Avukat ile müvekkili arasında aksine bir sözleşme yoksa Avukat tam ücrete hak kazanır. Maktu bir ücret kararlaştırılmış ise Avukata bu ücret ödenir. Avukatlık ücreti yazılı bir ücret sözleşmesi ile yüzdelik olarak belirlenmişse feragat tarihindeki dava konusu malların rayiç değeri üzerinden vekil edenlerin hissesine düşen bedelin yüzdelik kısmı Avukata ödenmelidir.
7. Tarafların sulh olması durumunda avukatlık ücreti nasıl belirlenir?
Tarafların sulh olması durumunda Avukat ile müvekkili arasında aksine bir sözleşme yoksa Avukat tam ücrete hak kazanır. Maktu bir ücret kararlaştırılmış ise Avukata bu ücret ödenir. Yazılı olarak yüzdelik bir ücret kararlaştırılmış ise sulh olunan bedel üzerinden, sulh olunan bedel tespit edilemiyor veya muvazaa yapılıyor ise sulh tarihindeki dava konusu malların rayiç değeri üzerinden vekil edenlerin hissesine düşen bedelin yüzdelik kısmı Avukata ödenmelidir.
8. Tarafların kısmi anlaşma yapması durumunda Avukatlık vekalet ücreti nasıl belirlenir?
Ortaklığın Giderilmesi davasında dava konusu taşınır veya taşınmazların bir kısmı için dava devam ederken sulh yapılması ve kalanlar açısından davaya devam edilmesi mümkün olabilmektedir. Bu tarz durumlarda yüzdelik ücret sözleşmesi yapan Avukatların sorun yaşadığına rastlamaktayız. Yazılı olarak bir yüzdelik avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığında aksine bir anlaşma yoksa kısmi sulh olunması halinde sulh olunan bedel üzerinden vekil edenin hissesine düşen miktarın belirli yüzdesi kadar Avukatlık ücreti derhal avukata ödenmelidir. Davaya devam edilen mallar açısından ise sözleşme hükümleri aynen devam eder ve avukatlık ücreti satış sonrasında tahsil edilebilir. Avukatlık ücret sözleşmesine bu hususların yazılması ihtilaf çıkmasını engeller.
⚖️ Ortaklığın Giderilmesi (İzale-i Şüyu) Davasında İlam Vekalet Ücreti (Karşı Vekalet Ücreti)
1. İlam vekalet ücreti nasıl belirlenir?
İlam vekalet ücreti, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi ve taksim davaları ücreti” satırında belirtilen tutara göre belirlenir. Bu tutar her yıl güncellense de dava konusunun miktarına göre değişmez yani nispi (yüzdelik) olarak değil maktu (sabit) olarak belirlenir.
2. İlam vekalet ücretinden sorumluluk: kim öder?
İlam vekalet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmıştır. Bu nedenle tüm hissedarlar payları oranında sorumludur. Satış memurluğundaki paraların paylaştırılması aşamasında, satış memuru, hissedarların payı oranında kesinti yaparak bu avukatlık ücretini ilgili avukata ya da avukatlara öder.
3. Davadan feragat halinde ilam vekalet ücretinden sorumluluk
Ortaklığın Giderilmesi davasından feragat eden davacı, kendi avukatına akdi vekalet ücretini tam olarak ödemelidir. Bununla birlikte yargılama giderleri de feragat eden kişi üzerinde bırakılacağı için ilam vekalet ücretini de ödemek zorundadır. İlam vekalet ücretinin miktarı, feragatin ön inceleme aşamasından önce yapılıp yapılmamasına göre değişir. Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. H.D. 21.02.2022 tarih, 2021/9048 Esas ve 2022/1286 Karar sayılı kararında durum şu şekilde ifade edilmiştir:
“Davacının takip ettiği ve vekalet ücretine konu olan dava dosyalarının incelenmesinde, davacı vekilin azledilmediği, davalının dava dosyalarına ve icra dosyasına dilekçe vererek feragat ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, yukarıda yer alan açıklamalara göre Avukatlık Kanunun 164/4. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre değerlendirme yapılarak akdi ve karşı yan vekalet ücreti hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olduğundan Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekir.”
4. Tarafların sulh olması durumunda ilam vekalet ücretinden sorumluluk
Ortaklığın giderilmesi davası devam ederken taraflar kısmen veya tamamen sulh olabilirler. Dava konusunun tamamı üzerinde sulh olunması durumunda genellikle yargılama gideri ve vekalet ücretleri sulh anlaşmasına eklenmektedir.
Avukatlık ücretleri sulh anlaşmasına dahil edilmemiş olup da bu konuda ihtilaf çıkmışsa ücret yargı makamlarınca belirlenecektir. Bu tarz durumlarda akdi vekalet ücreti açısından yalnız müvekkil sorumludur ancak karşı vekalet ücreti açısından müvekkil ile birlikte sulh olan diğer taraflar da müteselsil olarak sorumludur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 05.10.2018 tarihinde 2017/6 esas 2018/9 karar sayılı ilam).
Bu kapsamda sulh öncesinde taraf vekillerine ödenecek akdi vekalet ücreti ve karşı vekalet ücretinin nasıl ve kim tarafından ödeneceğinin açıkça belirlenmesi olası uyuşmazlıkları ortadan kaldıracaktır.
❌ Ortaklığın Giderilmesi İlam Vekalet Ücreti İcra Takibine Konu Edilebilir mi?
Hayır, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasındaki ilam vekalet ücreti müstakil bir ilamlı icra takibi ile tahsil edilemez. Bunun temel sebebi, ortaklığın giderilmesi sürecinde “dava aşaması” ile “satış aşamasının” bir bütün olarak kabul edilmesidir. Yargılama giderleri ve vekalet ücretleri, paydaşlara payları oranında yükletilen kalemlerdir ve bu giderlerin tahsili ancak satış bedelinin paylaştırılması sürecinde mümkündür. Süreç bir bütün olduğu için, satış aşaması tamamlanmadan ve hissedarların elde edeceği net bedeller ortaya çıkmadan bu giderlerin ayrı bir icra takibiyle istenmesi davanın doğasına aykırıdır.
Bu konuda doğrudan bir kanun hükmünden ziyade, ilk derece mahkemelerinin ve icra hukuk mahkemelerinin rehber edindiği köklü içtihatlar mevcuttur. Uygulamada bu tıkanıklığı aşan ve sürecin nasıl yönetilmesi gerektiğini belirleyen en önemli emsal karar Yargıtay 12. H.D. 22.2.1977 Tarih, 1436 Esas ve 1874 Karar sayılı kararıdır:
“Ortaklığın giderilmesi davasının diğer dava türlerinden ayrı, kendisine has özellikleri vardır. Taraflar aslında hem davacı hem de davalı durumundadırlar. Çünkü verilen karardan her iki taraf da yararlanır. Bu itibarla, dava giderleri ile HUMK’nun 423. maddesi gereği yargılama giderlerinden sayılan avukatlık ücretinden dolayı davalı ve davacı ayırt edilmeksizin, iki tarafın da sorumlu tutulması zorunludur. Hakim, satış için bir memur tayin eder. Bu memurun icra memuru olması şart değildir. Kanun, seçimi tamamen hakimin takdirine bırakmıştır. Bu memur, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 571’inci maddesi uyarınca satışı, İİK’na göre yapar. Satışa ait şikayet ve itirazlar dava esnasında hükümle birlikte sonuçlanmadığı cihetle, yine sulh hakimi tarafından incelenir ve karara bağlanır. O halde, yargılama safhası ile satış safhası kül teşkil eder ve yek diğerinden ayrılamaz. Bu itibarla, yargılama giderleri ile infaz safhasında yapılmış satışa ilişkin giderlerin bir bütün olarak ele alınması zorunludur. Bu nedenle, dava sırasında yapılan giderler, satışla alakalı giderler, avukatlık ücreti, harç ve damga vergisinin payları oranında paydaşlara yükletilmesi yoluna gidilir. Bunları yapılaştırma konusunda tarafların davacı veya davalı sıfatlarını taşımaları etkili değildir. Tüm giderler ve avukatlık ücreti payları oranında taksim edildikten ve paya düşen satış bedelinden tenzil edildikten sonra kalanı paydaşlara ödenmekle ortaklığın giderilmesi davası sonuca ulaşmış olur. Bu nedenledir ki, ortaklığın giderilmesi davasına ait hükümde yazılı avukatlık ücreti ve yargılama giderleri müstakil icra takibinin konusunu teşkil edemez.”
💵 Örnek Senaryolarla Avukatlık Ücreti Hesaplaması: Avukat Ne Kadar Ücret Alır?
Ortaklığın giderilmesi davasında avukatlık ücretinin belirlenmesi ve Avukatın süreç sonunda elde edeceği toplam geliri daha iyi anlayabilmeniz için, 4 kardeşin miras kalan bir ev ve arsa üzerindeki ortaklıklarını bitirmek istedikleri iki farklı senaryoyu inceleyelim. Bu senaryolar için ortak şu veriler ortak olarak kullanılsın:
- Miras Kalan Mallar: 1 Ev + 1 Arsa.
- Mirasçılar: 4 kardeş (Pay oranı her biri için 1/4).
- Toplam Satış Bedeli: 10.000.000 TL.
- Müvekkilin (M) Payına Düşen: 2.500.000 TL.
Olay 1: Yüzdelik (Nispi) ücret sözleşmesi
Müvekkil M, Avukat A ile yüzdelik bir sözleşme imzalamıştır. Anlaşmaya göre dava masrafları müvekkil tarafından karşılanacak, avukatlık ücreti ise satış sonrasında müvekkilin hissesine düşecek bedelin %10’u olacaktır.
- Akdi Vekalet Ücreti: Müvekkilin payına düşen 2.500.000 TL üzerinden hesaplanan %10’luk tutar olan 250.000 TL’dir.
- Yasal (İlam) Vekalet Ücreti: Mahkeme kararıyla hükmedilen ve satış memuru tarafından, paydaşların hisselerinden orantılı olarak kesinti yapılmak suretiyle avukata gönderilen 50.000 TL. (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi ve taksim davaları ücreti” satırında maktu olarak belirlenir, her yıl güncellenir)
- Satış Vekalet Ücreti: Satış memurluğu aşamasında hesaplanan ve satış memuru tarafından, paydaşların hisselerinden orantılı olarak kesinti yapılmak suretiyle avukata gönderilen 30.000 TL.(Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin takibi için ödenecek ücret” satırında maktu olarak belirlenir, her yıl güncellenir)
✅ Sonuç: Avukat A, müvekkilinden aldığı akdi vekalet ücreti ve diğer yasal ücretlerle birlikte toplam 330.000 TL vekalet ücretine hak kazanır.
Olay 2: Sabit (Maktu) ücret sözleşmesi
Aynı olayda Müvekkil M’nin, Avukat A ile dava başında 150.000 TL sabit (maktu) ücret karşılığında anlaştığını varsayalım. Ücretin iki taksit halinde ödeneceği kararlaştırılmış ve müvekkil ödemelerini yapmıştır.
- Akdi Vekalet Ücreti: Dava sonucunda müvekkilin payına ne kadar düşerse düşsün, avukata ödenen tutar sabit 150.000 TL’de kalır. Müvekkilin payından (2.500.000 TL) ek bir kesinti yapılmaz.
- Yasal (İlam) Vekalet Ücreti: Mahkeme kararıyla hükmedilen ve satış memuru tarafından, paydaşların hisselerinden orantılı olarak kesinti yapılmak suretiyle avukata gönderilen 50.000 TL. (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi ve taksim davaları ücreti” satırında maktu olarak belirlenir, her yıl güncellenir)
- Satış Vekalet Ücreti: Satış memurluğu aşamasında hesaplanan ve satış memuru tarafından, paydaşların hisselerinden orantılı olarak kesinti yapılmak suretiyle avukata gönderilen 30.000 TL.(Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin İkinci Kısım, Birinci Bölümünde “Ortaklığın Giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin takibi için ödenecek ücret” satırında maktu olarak belirlenir, her yıl güncellenir)
✅ Sonuç: Avukat A, bu senaryoda toplamda 230.000 TL vekalet ücreti almış olur.
Hangisi daha avantajlı?
Görüldüğü üzere; maktu ücret, yüksek değerli taşınmazlarda müvekkil için daha ekonomik olabilir. Yüzdelik ücret ise genellikle dava başında ödeme gücü olmayan müvekkiller tarafından, avukatın sürece dahil olması için tercih edilmektedir. Yüzdelik ücret en az birkaç yıllık dava sürecinin sonunda tahsil edileceği için genellikle maktu ücretten daha fazladır.
Avukatın Azledilmesi Durumunda Akdi Vekalet Ücreti ve İlam Vekalet Ücretinden Sorumluluk
Vekil eden, Avukata verdiği vekaletnameyi aynı şekilde düzenleteceği bir azilname ile iptal edebilir. Bu durumda Avukatın vekil eden adına davayı takip etme ve işlem yapma yetkisi sona erer. Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) dava sürecinde Avukatın azledilmesi halinde Avukatın ücrete hak kazanıp kazanamayacağı azil işleminin haklı olup olmamasına göre değişir. Bu davalar için en sık karşılaştığımız azil nedenleri şunlardır:
- Davacıların diğer hissedarlarla anlaşıp avukata ücret ödemek istememesi,
- Avukatın davayı düzgün takip etmemesi,
- Avukatın duruşmalara veya keşfe katılmaması,
- Avukatın telefonlara cevap vermemesi ve iletişim zayıflığı
Haklı azil: Eğer vekil eden kişi Avukatın kusur ve ihmali nedeniyle Avukatını azletmişse, azil sebeplerinde haklıysa ve haklılığını ispat edebilirse Avukatlık Kanunu 174/2 maddesi uyarınca Avukat ücrete hak kazanamaz. Ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edebilir.
Haksız azil: Avukatlık Kanunu 174. Maddesi uyarınca ortaklığın giderilmesi davasında haksız azil söz konusu ise Avukat hem akdi vekalet ücretine hem de ilam vekalet ücretine (karşı vekalet ücretine) hak kazanmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 09.04.2025 Tarih, 2024/666 Esas ve 2025/224 Karar sayılı kararı). Benzer bir konuya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 01.12.2015 Tarih, 2014/40470 Esas ve 2015/34951 Karar sayılı kararında durum şu şekilde ifade edilmiştir:
“Dava, haksız azil nedeniyle vekalet ücretinin tahsili amacıyla davacı tarafından başlatılan…İcra Müdürlüğü’ne ait …Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup; davacı davalının kendisini haksız olarak azlettiğinden bahisle aralarında akdedilen yazılı ücret sözleşmesine göre hesaplanacak olan vekalet ücreti ve … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin…s sayılı dosyasında hükmedilen karşı yan vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlattığı takibe itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır
Avukatlık Kanunu’nun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir.
Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasında 05.02.2008 tarihinde vekalet sözleşmesinin imzalandığı, 04.02.2008 tarihinde vekalet verildiği, bunun üzerine davalıya vekaleten davacı vekili sıfatıyla …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1192 Esas sayılı dosyasına konu ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, 18.02.2010 tarihinde söz konusu dosyada davanın kabulüne karar verildiği, vekalet ilişkisinin ise 16.04.2010 tarihinde azille sona erdiği anlaşılmaktadır
….Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin, dosya içerisinde mevcut bulunan duruşma tutanakları incelendiğinde, davacının tüm duruşmalara katıldığı ve 18.02.2010 tarihli duruşmada davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Esasen, davalının cevap dilekçesinde yer alan beyanlarına göre de, davacının davayı sonuna kadar takip ederek emek sarf ettiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.
Davalı her ne kadar soyut beyanlarla, davacının dosya hakkında bilgi sunmaktan ve telefonlara cevap vermekten kaçınması, agresif tavırlar sergilemesi sonucu davacıyı haklı olarak azlettiğini savunmuş ise de dosya kapsamı itibariyle bu husus yasal delillerle ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davacının haksız olarak azledildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda haksız azil nedeniyle davacının vekalet ücreti alacağı muaccel hale gelmiştir. Taraflar arasında imzalanmış olan 05.02.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin 2.maddesinde; “Avukata bu işten ötürü izale-i şüyu davasına konu edilen ilgili gayrimenkulün satış bedelinin %15’i oranında vekalet ücreti, dava sonunda peşin olarak ödenmek üzere taraflarca kararlaştırılmıştır…” şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, az önce sözü edilen sözleşmenin 2. maddesi gereği, davacının, taşınmazın belirlenecek olan satış değeri üzerinden hesaplanacak akdi vekalet ücretine ve …Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından davalı lehine hükmedilen karşı yan vekalet ücretine hak kazanacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” Denilmiştir.
⚠️ Ortaklığın Giderilmesi Ücret Sözleşmesi Yaparken Avukatın Dikkat Etmesi Gerekenler
- Yazılı sözleşme: Taraflar arasında olası uyuşmazlıkları engellemek ve yüzdelik ücret anlaşması gibi olguların ispatında sorun yaşamamak adına ücret sözleşmesinin yazılı olarak yapılması önemlidir.
- Yapılacak işlerin net olarak belirtilmesi: Sözleşmede ücretin hangi dava ve işleri kapsadığı açıkça belirtilmelidir. Ayrıca dava süresince ortaya çıkabilecek ek işler konusunda bilgilendirme yapılmalıdır. Aksi takdirde dava açıldıktan sonra ortaya çıkabilecek olan Veraset ilamı alınması, kısıtlı hissedarlara kayyım tayin edilmesi gibi işlerde ücret ihtilafı yaşanabilir.
- Muacceliyet şartı: Ortaklığın giderilmesi davaları uzun sürmekte ve dava sürecinde sulh, feragat ve takipsiz bırakma gibi olaylar yaşanabilmektedir. Bu nedenle avukatlık ücretinin muaccel olacağı takvimi ayrıntılı ve net olarak düzenlemek gerekir.
- Masraf yönetimi ve bilgilendirme: Davaya konu taşınır ve taşınmaz sayısı ile hissedar sayısı arttıkça bu davalardaki masraflar yüksek miktarlara ulaşabilmektedir. Ayrıca satış memurluğu aşamasındaki keşif, bilirkişi incelemesi ve ilan masrafları da unutulmamalı ve müvekkile gerekli bilgilendirmeler yapılmalıdır. Aksi durumda “bu kadar masraf olacağını bilseydik dava açmazdık” veya “Yapılan masraf alacağımız parayı geçti” gibi söylemlerle muhatap olunabilir.
- AAÜT alt sınırı: Maktu (sabit) ücret anlaşması yapılırken tarifede belirtilen asgari sınırların altında ücret belirlenmemelidir. Aksi durumda disiplin suçu oluşabileceği unutulmamalıdır.
- Yüzdelik sınırı ve KDV: Yüzdelik ücret sözleşmesinde %25’i sınırı unutulmamalı, dava konusunun tamamı üzerinden değil müvekkillere isabet eden bedel üzerinden anlaşma yapılmalı ve KDV’nin ücrete dahil olup olmadığı maddelere eklenmelidir.
⚠️ Müvekkiller İçin Avukatlık Sözleşmesi İmzalarken Bilinmesi Gereken Püf Noktalar
- Yazılı sözleşme: Taraflar arasında yükümlülük konusunda olası uyuşmazlıkları engellemek için Avukatlık sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve imzalı bir örneğinin alınması önemlidir. Örneğin sulh, feragat veya azil gibi durumlarda sıkça sorun yaşanmaktadır
- Harç ve masraflardan sorumluluk: Avukatlık ücreti, dava harç ve masraflarını kapsamaz. Dava açılış harcı, keşif ve bilirkişi masrafları, satış ilan masrafları gibi kalemlerin sizin sorumluluğunuzda olduğunu bilerek bütçe planlaması yapmalısınız.
- İlam vekalet ücretinin Avukata ait olması: Dava sonunda kendisini vekille temsil ettiren kişiler lehine ilam vekalet ücretine hükmedilir. Avukatlık Kanunu 164/5 maddesi uyarınca bu ücretin avukata ait olduğu bilinmelidir.
- Yüzdelik ücret sözleşmesi: Dava başında Avukatlık ücreti ödemek istemiyorsanız dava sonunda tahsil edilmek üzere yüzdelik ücret sözleşmesi yapabilirsiniz. Nispi (yüzdelik) avukatlık ücreti daha geç tahsil edildiği için davanın başında alınan maktu (sabit) avukatlık ücretine göre daha yüksek olabilir.
- Yüzdelik oranın belirlenmesi: % 25’i aşmamak şartıyla yapılan nispi (yüzdelik) ücret sözleşmelerinde Avukatlık ücretinin işin kapsamına uygun olup olmadığı denetlenmeli, dava konusunun tamamı üzerinden değil hisseye isabet eden bedel üzerinden anlaşma yapılmalı ve ne kadarlık bir ücrete karşılık geldiği kabaca hesap edilmelidir (Davanın başında ücret önemli değil diyen kişilerin dava sonunda Avukatlık ücretini yüksek bulduğu durumlar olabilmektedir).
- Ücretin kapsamı: Avukatlık ücretine KDV, -duruşma farklı şehirdeyse– yol ücreti ve tevkil ücreti gibi ek ücret ve ödemelerin dahil olup olmadığı netleştirilmeli mümkünse bu husus sözleşmeye yazılmalıdır.
📜 Ortaklığın Giderilmesi Davası için Avukatlık Ücret Sözleşmesi Örnekleri
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davalarında avukat ile müvekkil arasındaki ücret ilişkisi, işin kapsamına ve tarafların anlaşmasına göre iki ana yöntemle belirlenmektedir. Aşağıda, uygulamada en sık kullanılan maktu (sabit) ücret ve yüzdelik (Nispi) ücret esaslı sözleşme örnekleri word ve PDF formatında paylaşılmıştır.
1. Maktu (Sabit) Ücretli Avukatlık Sözleşmesi – Word/PDF İndir
Ortaklığın giderilmesi davasında maliyetini en baştan sabitlemek isteyen taraflar için en ideal model maktu ücret anlaşmasıdır. Bu modelde, davanın ve satış sürecinin sonundaki bedelden bağımsız olarak net bir rakam kararlaştırılır. Aşağıda, hem avukatı hem de müvekkili koruyan, her iki tarafın haklarını net bir şekilde belirleyen maktu avukatlık ücret sözleşmesi örneğini inceleyebilir veya wod/PDF formatlarında bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

2. Nispi (Yüzdelik) Ücretli Avukatlık Sözleşmesi – Word/PDF İndir
Dava başında ödeme yapmak yerine, sürecin sonunda elde edilecek paradan ödeme yapmak isteyen müvekkiller için yüzdelik anlaşma modeli uygundur. Bu modelde ücret, satış sonrasında müvekkilin payına düşen bedel üzerinden hesaplanır. Yasalarla belirlenen %25 sınırına ve güncel baro tarifelerine uygun olarak hazırladığımız yüzdelik (nispi) avukatlık ücret sözleşmesi örneği, aşağıda word ve PDF formatlarda paylaşılmıştır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davalarındaki akdi, ilam ve satış vekalet ücreti konusunda sıkça sorulan soruları ve cevaplarını sizler için derledik.
Özel Avukat tutan kişiler akdi vekalet ücretini kendisi öder. Ancak dava sonunda hükmedilen ilam vekalet ücreti ve satış aşamasında tahakkuk eden satış vekalet ücreti, satış memuru tarafından, satış sonrasında hissedarların paylarından orantılı olarak kesilir ve ilgili avukata ödenir.
Akdi vekalet ücreti kapsamında özel bir anlaşma yoksa (örneğin başlangıçta 300.000 TL ücret, satış aşamasında hisseye düşen bedelin %5’i gibi) avukata dava için ödenen ücretten ayrı bir ek ücret ödenmez. Ancak yargılama gideri kapsamında sayılan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen satış vekalet ücreti, satış memuru tarafından resen hissedarların paylarından orantılı şekilde kesilerek satış sürecinde görev yapan avukatlara ödenir.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu 164. maddesi uyarınca, avukatlık ücreti dava sonucunda elde edilecek değerin (müvekkilin payına düşen satış bedelinin) en fazla %25’i olarak kararlaştırılabilir. Bu oranın üzerindeki sözleşmeler yasal olarak geçersizdir.
Evet, sorumludur. Ortaklığın giderilmesi davaları “çift taraflı” davalar olduğu için, davayı kim açarsa açsın, kazanan veya kaybeden olmaz. Bu nedenle -akdi avukatlık ücreti hariç- mahkeme masrafları, ilam vekalet ücreti ve satış vekalet ücreti, davalılar da dahil olmak üzere tüm paydaşların payından kesilir.
Hayır, yapılamaz; Avukatlık Kanunu 47 ve 164 maddeleri uyarınca Avukatın takip ettiği işlerdeki çekişmeli hakları edinme yasağı bulunmaktadır. Bu şekilde bir sözleşme yapılmış ise geçersizdir ve ücret konusunda bir ihtilaf çıktığında Avukat ancak karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki Maktu ücrete hak kazanabilir.
Bu tarz durumlarda akdi vekalet ücretinden yalnızca müvekkil sorumludur, karşı taraf sorumlu değildir. Her iki tarafın müteselsil olarak sorumlu olduğu ücret ilam vekalet ücretidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 05.10.2018 tarihli, 2017/6 Esas ve 2018/9 Karar sayılı ilamı).
Bu davalarda ilam vekalet ücreti bir diğer adıyla karşı vekalet ücreti maktu olarak belirlenmektedir.